15 49.0138 8.38624 arrow 0 none 0 4000 0 horizontal http://koraysaridogan.com 300 0 1
theme-sticky-logo-alt

Selam oradaki…
Umarım her şey -olabildiğince- yolundadır.

Önceki sayı gecikmeli geldiği ve iki sayı arasında bir hafta olduğu için çok laf kalabalığı yapmayacağım.

Alanya’da gündüzleri mevsim normallerinin üzerine çıkıyoruz hâlâ ama bu, BatWing’in Ay’ın hizasında görünüp inmesi kadar sürüyor. (Parliement Sinema Kulübü zamanı önce fragmanda gördüğüm o sahneyi dört gözle beklemiş, izlerken anneme laf yetiştireceğim diye kaçırmıştım. Tekrarını izlemek istersin de internet, Youtube falan öyle nimetler yoktu tabii.) 

Bu hafta, hazırladığım “Türkiye Dizi Tarihinde Kitap Uyarlamaları” dosyası için bazı kitapları tekrar okudum, bazılarına ilk kez göz attım: Netflix’in uyarlayacağı Afşin Kum’un Sıcak Kafa‘sı, halihazırda ikinci sezonu yayınlanan Atiye’nin uyarlandığı Şengül Boybaş’ın Dünyanın Uyanışı kitabı (ki ikincisi de diziyle aynı gün çıktı), Muhafız’ın uyarlandığı N. İpek Gökdel imzalı Karakalem ve Bir Delikanlının Tuhaf Hikâyesi (onun da devam kitapları var). 

Kültür sanat ürünleri, üretildiği dönemin politik ve sosyal algısını gösterir; diziler de öyle. Türkiye’de uzun yıllar Türk Edebiyatı klasikleri kimileri tekraren, kimileri bir defa ama güzel örneklerle uyarlanmış. 2000’lerle birlikte ise önce polisiye ürünleri, şimdi de fantastik ürünler kitap rafından sonra ekranda izleyiciyle buluşuyor. Zaman içinde algıların, zevklerin ve ilgilerin bu yönde değişmesi bu türlerin sadece dünyada popüler olmasıyla açıklanamaz. Hatta daha doğrusu, dünyada da bu eğilimin bir açıklaması var:

Gerçeklik algımız, dolayısıyla onunla ilişkimiz değişiyor. Otuz yıl öncesine kadar fantastik, bilimkurgu, distopya türündeki bir hikâye için “Olması imkânsız veya çok zor olan mevzular” demek işten bile değildi. Bugün ise o gerçeküstülük doğrudan hayatımızın ortasına indi: Çıldırtıcı bir hızla ilerleyen teknolojik ve bilimsel gelişmeler,  yapay zekâ, salgınlar, karantinalar, afetler, iklim krizi… Artık distopya hayatımızın orta yerinde… Artık bir UFO kafilesi yahut ejderha sürüsü görsek önce biraz şaşırır, sonra cep telefonumuzla story çekeriz. Polisiye için de aynı şey geçerli: Kimse kusura bakmasın, sabah kuşağında anlatılan cinayetlerdeki şaşırtıcılığa, yaratıcılığa ve pişkinliğe hiçbir polisiye başyapıtı ulaşamaz. Hayat, her zamanki gibi kurgudan da garip.

Birkaç yıl önce yazıp bastırdığım ve elden fanzin raflarına dağıttığım metnin başlığı artık çok daha manidar: Bize gereken bir Akıl Destek Ünitesi. 
Kendi akıl destek ünitemizi bulmak zorundayız. Sosyal mesafeyle, maskeyle, dezenfektanla, izolasyonla vücudu korumak görece kolay ama bu ekranlara baktığımız sürece aklımız hep tehlike altında.

**

Ülkenin güneyinden sevgiler…
Burada olman güzel…

AJANDA

17 Eylül Perşembe saat 15.00’de, Kaosun Kalbi‘nin editörü sevgili Rukiye Şahin’in sizbiz.tv‘deki yayınına konuk olacağım. Beklerim.

OKUMACA

Afşin Kum’un Sıcak Kafa’sından bahsederken bu yıl çıkan yeni kitabı Kübra’dan da bahsetmeden geçmeyeyim. Kübra, Afşin Kum’un yormayan diliyle, başarıyla yerlileştirerek anlattığı bir Yapay Zekâ hikâyesi. Karakterler, mekânlar gerçek ve yerli, konu ve işlenişi ise evrensel. Yani bu türlerde tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey…

İZLEMECE

Ünsal Ünlü’nin sabah gündem ve gazete yayınlarını izliyor musunuz? İzlemiyorsanız onu zaten önereceğim: Böyle bir zamanda suya sabuna dokunarak gazetecilik yapmaya, patronsuz ve tavizsiz devam eden, hatta gazeteciliğin tam da böyle olması gerektiğini gösteren yayınlar.

Ünsal Abi, her cuma sabah 09.00’daki yayınlarını Türk ve Dünya klasiklerini okuyup yorumlamaya ayırdı. Aklınıza öyle sıkıcı, klişe yorumlar gelmesin; Ünsal Abi kitaplardaki yıllar önceki mevzuları bile öyle güzel bir şekilde hem zamansız hem de güncele dair yorumluyor ki kitaplar bambaşka işlevlere sahip oluyor. BURADA ve BURADA.

Yayınevlerine dosya göndermek isteyenler için hazırladığım içeriklere en sık gelen soruları derledim. Bu sayının özel içeriği olarak e-posta abonelerine gitti. Sonraki hafta 3K Atölye’de yayınlayacağım. O zamana kadar henüz okumadıysanız bir diğer benzer yazı için: Yayınevlerine Kitap Dosyası Gönderme Rehberi

Kadran Kadraj, malum, ilk romanım. Yayımlanalı beş yıl oldu ve ondan sonraki yazı macerama göre hâlâ farklı bir yerde duruyor: Hem içerik hem yazım süreci hem de gelen yorumlar itibariyle. Kadran Kadraj’ın yazımını, içinde geçen mekânları, tarihsel figürleri ve cemiyetleri anlatan bir yazı hazırlıyorum. Niyetim, kitabı okumayanlar için de yazma yönünde bir faydası olması.

Buraya sizden sorular gelecek. Yaptığım işlere, kitaplara, yazılara, yazmaya, okumaya ve bilumum mevzulara dair her sayıda 2-3 soru cevaplayacağım. Bana koray@koraysaridogan.com adresinden ulaşabilirsin.

Krizden fırsat çıkarmak için dört dönen biri gibi görünmek istemem ancak bu karantina sürecinin bazı nimetleri olmuyor değil. Bunu söylerken, önceki hafta konser ve etkinliklere gelen yasaklar konusundaki öfkemi bir kez daha bileyerek söylüyorum. Krizi fırsata çevirmek isteyen taraf iktidarlar ve hükümetler olunca pek de sevimli olmuyor, malumunuz…

Sevgili Sevengül Sönmez’in Türkiye Yayıncılar Birliği çatısı altında verdiği İleri Düzey Editörlük Atölyesi’nin önceki dönemlerine katılamadığım için çok üzülmüştüm. Yazın başında bu eğitim ilk kez online ortama taşındı ve hem eğlencesi, hem de verimi itibariyle enfes bir deneyim, kazanım oldu benim için.

Bu süreçte yazarlık ve editörlük için online eğitimler arayanlar için üç önerimi sıralayayım:

“ÇOCUKLAR İÇİN YAZMAK”: Sevgili dostum, çözüm ortağımız, aynı zamanda editör ve yazar Şeniz Baş, çocuk kitapları yazmak isteyenler için bir online atölye hazırladı. Çocuk kitabı yazmayanı dövdükleri bir ortamda konuyu en sağlıklı ve verimli şekilde öğrenebileceğiniz biri Şeniz. Detaylar için BUYURUN.

ONLINE DÜZELTMENLİK ATÖLYESİ: Yine Türkiye Yayıncılar Birliği’nin hazırladığı, dört hafta, toplam 12 saat sürecek olan eğitimi Dr. Erkan Irmak yönetiyor ve katılımcılara sertifika veriliyor. Detaylar BURADA.

YARATICI YAZARLIK ATÖLYESİ: Notos’un eğitimleri online ortamda sürüyor. Kayıtlar, 18 Kasım’da başlayacak yeni dönem için. BURADAN.

Kaosun Kalbi enfes bir tanıtım videosuna kavuştu. Tarık Kavraz’ın hazırladığı videoya kimliğini kazandıran parça için Tamer İşli’ye minnettarım!

Allianz Motto Müzik’te sevgili Zeynep Toker’in hazırlayıp sunduğu Bi’ Bakıp Çıkıcam’da yeraltı Kütüphanesi’ni anlattım.

Ağustos sayısının kapağında beni konuk eden Dedektif Dergi’ye ve dopdolu röportaj için, leziz siber-polisiye Altın Balık’ın yazarı Onur Okan’a teşekkürler!

Onur’la birbirimizi çok sevdiğimiz için bir de Olay Yeri Podcast’in konuğu oldum. Sorular güzel olunca cevaplar da kendiliğinden akıyor. Yazmakla ilgiliysen keyif alacağını düşünüyorum.

Şahsi ve Muhterem'in ilk kuralı...

...Şahsi ve Muhterem hakkında konuşmamak falan değil. Bu sayfayı, sayfadan pasajları, abonelik bağlantısını sosyal medya hesaplarında ve muhtelif mecralarda paylaşman beni mutlu eder. Ama paylaşmazsan da mutsuz etmiş olmazsın.

NEDİR?

Şahsi ve Muhterem, Koray Sarıdoğan’ın 15 günde bir hazırladığı şahsi ve edebi bir online mecmua. 

MUHTEVİYAT

Şahsi ve Muhterem’de;

  • Edebiyat ve kültür gündemine dair kısa haberler ve yorumlar.
  • Yazarın kitaplarına, çalışmalarına ve etkinliklerine dair notlar.

Güney Raporları’nda;

  • Ülkenin güneyinden, Koray’ın günlük hayatından, çalışma programından günlük tadında paylaşımlar.
  • Okuma, izleme, dinleme tavsiyeleri.

NEDEN ABONELİK?

Dört avantajı var:

  • Tamamen ücretsizdir.
  • Mecmua yayınlandığında e-postanız üzerinden bildirim alırsınız.
  • Yayınlanacak özel içerikleri herkesten önce siz okursunuz.
  • Mini atölyeler, yazma tavsiyeleri, röportajlar gibi yazarlık ve editörlük içeriklerine yalnızca siz ulaşırsınız. 
.

Koray Sarıdoğan  ·koray@koraysaridogan.com·
“Sanat şahsi ve muhteremdir” diyen
Fecr-i Âti’ye selamla…