Kategori: Blog
-

Yazmak Hayatımı Nasıl Kurtardı, Nasıl Mahvetti ve Nasıl Kurtardı?
“Yazdığım şey ne kadar bayağı ve ne kadar berbat olursa olsun, romanın ana teması ve harcadığım çaba, benim gibi zavallı bir yazar için dünyadaki her şeyden daha değerlidir.” André Gide imzalı biyografide Dostoyevski’nin tatminsizliğini anlattığı bu cümle, her ne kadar kendimi en az onun kadar zavallı hissetsem de bir Dostoyevski olmadığımdan benim için başkaca anlamlara…
-

Yeraltına İniş ve İkinci Doğuş · Jung ile Karşılaşmalar #1
Carl Gustav Jung’u okurken aklımda uçuşan balonların ipini kaçırmamak için notlar almaya başlamıştım. Zaman geçince bu notları paylaşmak istedim. Okuduğunuz, bu notların ilk bölümü ve sırayla okumanızı öneririm. Yayınlanmış tüm bölümleri görmek için BURAYA tıklayın. Arthur C. Clarke’ın “Büyü, yeterince anlaşılamamış bilimdir,” sözü misali, bizim de henüz yeterince anlamadığımız, anlamak istemediğimiz hatta bazılarımızın, gözlerine sokulsa bile…
-

Giz · Jung ile Karşılaşmalar #2
Carl Gustav Jung’u okurken aklımda uçuşan balonların ipini kaçırmamak için notlar almaya başlamıştım. Zaman geçince bu notları paylaşmak istedim. Okuduğunuz, bu notların ikinci bölümü ve sırayla okumanızı öneririm. Yayınlanmış tüm bölümleri görmek için BURAYA tıklayın. “İnsanların anlamadığı şeylerden söz etmenin ve yanlış anlaşılmanın verdiği yalnızlıktan yeterince acı çektim.” Böyle diyor Carl Gustav Jung. Hayatın bir kitapla…
-

Düşüş, Rüya ve Yıkılan Kule · Jung ile Karşılaşmalar #3
Carl Gustav Jung’u okurken aklımda uçuşan balonların ipini kaçırmamak için notlar almaya başlamıştım. Zaman geçince bu notları paylaşmak istedim. Okuduğunuz, bu notların üçüncü bölümü ve sırayla okumanızı öneririm. Yayınlanmış tüm bölümleri görmek için BURAYA tıklayın. Tekraren görülen rüyalar psikolojide bir travmaya, derinlerde yatan bir korkuya veya negatif bir duyguya karşılık gelebilir. Bir spiritüalistin ilk çıkarımı, bunu reenkarnasyona…
-

Posa
Sonsuza dek kaybolamayacağımı, mesajı doğru alanlar için bunun imkânsızlığını anladığımda; bir daha kaybolamayacak olmaktan korktuğumu fark ettim. İnsan büsbütün ışıktan yahut karanlıktan değil, ikisinden mürekkep bir yaratıktı. Ben de içimdeki karanlığı, bazı geceler veya sabahlar bir yerlerde kaybolarak, zamanın çatlaklarından ve başkalarının, olduğumu sandıkları kişinin defolarından sızarak beslemem gerektiğini fark ettim. Böylece karanlıkta, yaradılışımın acziyetine…
